Grubun etkisiyle bireyin zihinsel yeteneği belirgin ölçüde azalırken, duyguya açıklığı aşırı ölçüde artar.
Sigmund Freud
Altı çizili yerler; ana fikirler, önemli tespitler, yararlı bilgiler, edebi parçalar ...
21 Mart 2015 Cumartesi
19 Mart 2015 Perşembe
Soytarı olan ben değilim, deliliğini gizlemek için ciddiyet oyunu oynayan şu aklın mantığın alamayacağı ölçüde sinsi, benliğinden bile habersiz toplum.
Salvador Dali
Etiketler:
Salvador Dali,
zz İkiyüzlülük,
zz Normal,
zz Toplum
14 Mart 2015 Cumartesi
1 Ocak 2015 Perşembe
People will forget what you said, people will forget what you did, but people will never forget how you made them feel.
Maya Angelou
Maya Angelou
Etiketler:
Maya Angelou,
zz Davranış,
zz His,
zz İnsan,
zz Unutmak
A belief is not merely an idea that the mind possesses. It is an idea that possesses the mind.
Robert Oxton Bolton
Etiketler:
Robert Oxton Bolton,
zz Düşünce,
zz Düşünme ve Zihin,
zz İnanç
29 Aralık 2014 Pazartesi
23 Kasım 2014 Pazar
10 Kasım 2014 Pazartesi
Bütün savaşlar iç savaştır çünkü bütün insanlar kardeştir.
Herkes, insan ırkına, doğduğu ülkeye olan borcundan sonsuz daha fazla borçludur.
Francois Fenelon
Etiketler:
Francois Fenelon,
zz Devlet,
zz İnsanlık,
zz Milliyetçilik
9 Kasım 2014 Pazar
Başka insanların anlama yetileriyle bilmeyi ummak, sanırım ancak başka insanların gözleriyle görmeyi ummak kadar akla uygundur... Başka insanların kanılarının beynimizde dolaşması, bu kanılar bir biçimde doğru olsa bile bilgimizi zerre kadar arttırmaz. Onlarda bilim olan şey, bizde salt kanıdan başka bir şey değildir.
Helen Keller, 1960
Helen Keller, 1960
16 Eylül 2014 Salı
Amerikalılar'ın beşte birinin kendi ülkelerini dünya haritasında neden bulamadığı sorulduğunda, güzellik kraliçesi Miss Teen Güney Carolia -ne de olsa lise diplomalı bir hanım- kameralar önünde cevap veriyor: "Ben kişisel olarak, Birleşik Devletler Amerikalılar'ının bunu yapamadığına çünkü dışarıda, bizim halkımızda bazı insanların haritalarının olmadığına inanıyorum ve ben bizim eğitimimizin, örneğin Güney Afrika ve Irak'ta, her yerde öyle ya da böyle benzer olduğunu düşünüyorum ve inanıyorum ki, onların, yani burada eğitimimiz, ABD'de ABD'ye faydalı olmalı ve Asya'daki ülkelere, ki böylece geleceğimizin gelişmesi mümkün olsun." Konuşmanın videosu dünyanın her yerinden seyredildi.
Tamam ama güzellik kraliçeleriyle işim olmaz diyorsunuz. O halde şu cümleye ne dersiniz? "Kültürel geleneklerin yansımacılığı illa ki özne merkezli mantık ve gelecekçi tarih bilincinden etkilenmemelidir. Özgürlüğün özneler arası kurulmasının farkına vardığımız boyutta, bir kendinde-mülkiyet olarak düşünülen otonominin sahipsel-bireysel görünümü çöker." Tanıdınız mı? Jürgen Habermas, Faktizität und Geltung / Olgular ve Normlar.
Güzellik kraliçesi ve Alman yıldız filozof örneleri aynı fenomenin göstergeleridir: Sırf konuşmuş olmak için konuşma eğilimi. Düşünmeye üşenme, aptallık ya da bilgisizlik kafamızda bulanıklığa sebep olur. Kelime seli bu zihinsel bulanıklığı maskelemek amacındadır. Bazen işe yarar, bazen yaramaz. Güzellik kraliçesinde bulandırma stratejisi başarısız oldu. Jürgen Habermas'ta işe yaradı, ez azından şimdilik. Bulandırma stratejisi sırasında belagat ne kadar güçlüyse, o derece kolay aldanırız. Sırf konuşmuş olmak için konuşmak otorite önyargısı ile birleşince tehlikeli bir karışım olabilir.
Sırf konuşmuş olmak için konuşma eğiliminin tuzağına ne sık düşmüşümdür! Gençliğimde Jacques Derrida'dan büyülenmiştim. Kitaplarını yutarcasına okudum ama üzerinde çok düşünmeme rağmen hiçbir şey anlamadım. Böylece felsefesi gizli bir bilim havasına büründü. Bütün bunlar beni o konuda bir doktora tezi yazmaya itti hatta. Şimdi geriye dönüp baktığımda, işe yaramaz zırvalıktı her ikisi de, Derrida da benim tezim de. Bilgisizliğimin içinde kendimi sözel bir buhar makinesine dönüştürmüştüm.
Zırvalama akademik çevrelerde gördüğümüz üzere yaygın. Bir bilim ne kadar az sonuç üretiyorsa buna o kadar eğilim gösterir. Sırf konuşmuş olmak için konuşma eğilimine özellikle yatkın olanlar yorumlardan ve ekonomi öngörülerinden kolaylıkla görebileceğiniz gibi ekonomi uzmanlarıdır. Aynı şey küçük ölçekte ekonomi için de geçerli. Bir şirket ne kadar kötü gidiyorsa CEO'su o kadar çok konuşur. Buna sıklıkla eylemler üzerinden çok ama boş işler, yani hiperaktivite de eklenir. Övgüye değer bir istisna General Electric'in eski CEO'su Jack Welch'tir. Bir röportajda şöyle sölyemişti: "Basit ve duru olmanın ne kadar zor olduğuna inanamazsınız. İnsanlar budala görünmekten korkuyor. Gerçekte, tam da tersi."
Sonuç: Sırf konuşmuş olmak için konuşma, bilgisizliği maskeler. Bir şey açık net ifade edilmiyorsa konuşan neden bahsettiğini bilmiyordur. Sözel ifade düşüncelerin aynasıdır: Berrak düşünceler; berrak ifadeler. Bulanık düşünceler; sırf konuşmuş olmak için konuşma. İşin kötü tarafı ise çok az konuda gerçekten berrak düşüncelere sahip olmamızdır. Dünya karmaşık, tek bir unsuru bile kavrayabilmek uzun düşünce mesaisi gerektirir. O türden bir aydınlama yaşayana dek Mark Twain'e kulak vermekte fayda var: "Diyecek bir şeyin yoksa bir şey deme." Basitlik uzun ve zahmetli bir yolun sonudur, başlangıcı değil.
Rolf Dobelli
Tamam ama güzellik kraliçeleriyle işim olmaz diyorsunuz. O halde şu cümleye ne dersiniz? "Kültürel geleneklerin yansımacılığı illa ki özne merkezli mantık ve gelecekçi tarih bilincinden etkilenmemelidir. Özgürlüğün özneler arası kurulmasının farkına vardığımız boyutta, bir kendinde-mülkiyet olarak düşünülen otonominin sahipsel-bireysel görünümü çöker." Tanıdınız mı? Jürgen Habermas, Faktizität und Geltung / Olgular ve Normlar.
Güzellik kraliçesi ve Alman yıldız filozof örneleri aynı fenomenin göstergeleridir: Sırf konuşmuş olmak için konuşma eğilimi. Düşünmeye üşenme, aptallık ya da bilgisizlik kafamızda bulanıklığa sebep olur. Kelime seli bu zihinsel bulanıklığı maskelemek amacındadır. Bazen işe yarar, bazen yaramaz. Güzellik kraliçesinde bulandırma stratejisi başarısız oldu. Jürgen Habermas'ta işe yaradı, ez azından şimdilik. Bulandırma stratejisi sırasında belagat ne kadar güçlüyse, o derece kolay aldanırız. Sırf konuşmuş olmak için konuşmak otorite önyargısı ile birleşince tehlikeli bir karışım olabilir.
Sırf konuşmuş olmak için konuşma eğiliminin tuzağına ne sık düşmüşümdür! Gençliğimde Jacques Derrida'dan büyülenmiştim. Kitaplarını yutarcasına okudum ama üzerinde çok düşünmeme rağmen hiçbir şey anlamadım. Böylece felsefesi gizli bir bilim havasına büründü. Bütün bunlar beni o konuda bir doktora tezi yazmaya itti hatta. Şimdi geriye dönüp baktığımda, işe yaramaz zırvalıktı her ikisi de, Derrida da benim tezim de. Bilgisizliğimin içinde kendimi sözel bir buhar makinesine dönüştürmüştüm.
Zırvalama akademik çevrelerde gördüğümüz üzere yaygın. Bir bilim ne kadar az sonuç üretiyorsa buna o kadar eğilim gösterir. Sırf konuşmuş olmak için konuşma eğilimine özellikle yatkın olanlar yorumlardan ve ekonomi öngörülerinden kolaylıkla görebileceğiniz gibi ekonomi uzmanlarıdır. Aynı şey küçük ölçekte ekonomi için de geçerli. Bir şirket ne kadar kötü gidiyorsa CEO'su o kadar çok konuşur. Buna sıklıkla eylemler üzerinden çok ama boş işler, yani hiperaktivite de eklenir. Övgüye değer bir istisna General Electric'in eski CEO'su Jack Welch'tir. Bir röportajda şöyle sölyemişti: "Basit ve duru olmanın ne kadar zor olduğuna inanamazsınız. İnsanlar budala görünmekten korkuyor. Gerçekte, tam da tersi."
Sonuç: Sırf konuşmuş olmak için konuşma, bilgisizliği maskeler. Bir şey açık net ifade edilmiyorsa konuşan neden bahsettiğini bilmiyordur. Sözel ifade düşüncelerin aynasıdır: Berrak düşünceler; berrak ifadeler. Bulanık düşünceler; sırf konuşmuş olmak için konuşma. İşin kötü tarafı ise çok az konuda gerçekten berrak düşüncelere sahip olmamızdır. Dünya karmaşık, tek bir unsuru bile kavrayabilmek uzun düşünce mesaisi gerektirir. O türden bir aydınlama yaşayana dek Mark Twain'e kulak vermekte fayda var: "Diyecek bir şeyin yoksa bir şey deme." Basitlik uzun ve zahmetli bir yolun sonudur, başlangıcı değil.
Rolf Dobelli
Etiketler:
Rolf Dobelli,
zz Akademi,
zz Felsefe,
zz Yazmak
Okurlara, olumlu bir yaklaşımla üzerinde düşünmeleri için, korkarım son derece paradoksal ve yıkıcı görünebilecek bir öğreti sunmak istiyorum. Söz konusu öğreti şudur: Doğru olduğunu varsaymak için hiçbir sebebin bulunmadığı bir önermeye inanmak sakıncalıdır. Elbette itiraf etmeliyim ki, böyle bir görüş yaygınlaşacak olursa, toplumsal yaşamımız ve politik sistemimiz tamamen dönüşecektir: Şu an ikisi de kusursuz olduklarından, bu durum öğretinin aleyhine olmalı. Ayrıca bu görüşün, bu dünyada ve öte dünyada mutluluğu hak etmek için hiçbir şey yapmamış insanların akıldışı umutları üzerinden geçimini sağlayan falcıların, müşterek bahisçilerin, din adamlarının ve diğerlerinin gelirlerinde azalmaya neden olacağının da farkındayım (ki bu daha ciddi bir durum). Bu tehlikeli argümanlara rağmen, ileri sürdüğüm paradoksun savunulabilecek yanları olduğu kanısındayım ve şimdi bunları ortaya koymaya çalışacağım.
İlkin, aşırı bir görüşü savunduğumun düşünülmesine karşı önlem almak isterim... Savunduğum şüphecilik sadece şundan ibaret: (1) Uzmanlar bir görüşte hemfikirlerse, karşıt görüş kesin doğru kabul edilemez; (2) hemfikir değillerse, hiçbir görüş kesin doğru sayılamaz... ve (3) olumlu bir görüşün var olması için yeterli sebepler olmadığını hepsi kabul ediyorsa, sıradan insan yargısını askıya almakla iyi eder.
Bu önermeler ılımlı görünmekle birlikte, kabul edildikleri takdirde insan yaşamını kesinlikle kökten değiştirirler.
İnsanların uğrunda savaşmaya ve zulmetmeye can attığı görüşlerin tamamı, bu şüpheciliğin mahkum ettiği yukarıdaki üç sınıftan birine aittir.
Bertrand Russell, 1935:11-13
İlkin, aşırı bir görüşü savunduğumun düşünülmesine karşı önlem almak isterim... Savunduğum şüphecilik sadece şundan ibaret: (1) Uzmanlar bir görüşte hemfikirlerse, karşıt görüş kesin doğru kabul edilemez; (2) hemfikir değillerse, hiçbir görüş kesin doğru sayılamaz... ve (3) olumlu bir görüşün var olması için yeterli sebepler olmadığını hepsi kabul ediyorsa, sıradan insan yargısını askıya almakla iyi eder.
Bu önermeler ılımlı görünmekle birlikte, kabul edildikleri takdirde insan yaşamını kesinlikle kökten değiştirirler.
İnsanların uğrunda savaşmaya ve zulmetmeye can attığı görüşlerin tamamı, bu şüpheciliğin mahkum ettiği yukarıdaki üç sınıftan birine aittir.
Bertrand Russell, 1935:11-13
27 Ağustos 2014 Çarşamba
Piyasa ekonomisi, ekonomik aktörler olarak bireylerin kendi imkan ve becerilerini adil davranış kuralları çerçevesinde kendi amaç ve tercihleri için kullanmasına dayanır. Bu yüzden teşebbüs özgürlüğü, düşünce özgürlüğü kadar önemlidir. Rekabet bir dayanışma yöntemidir. Onsuz teşebbüs özgürlüğü olmaz. Piyasa ekonomisi olmazsa özgürlük korunamaz. Devlet araçları mülkiyeti kontrol ederse, amaçları da kontrol eder.
F. A. Hayek
F. A. Hayek
Etiketler:
F. A. Hayek,
zz Ekonomi,
zz Liberalizm,
zz Özel Mülkiyet
25 Ağustos 2014 Pazartesi
Küstah olduğum için değil fakat hayatımda beni üzen veya rahatsız eden şeylerle daha fazla zaman kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için artık belli şeylere karşı sabrımı kaybettim. Hayata ve insanlara şüpheyle bakan sinik (cynical) yaklaşıma, aşırı eleştiri ve talebin her türlüsüne karşı sabrım kalmadı. Beni sevmeyenleri memnun etme, beni sevmeyenleri sevme ve bana gülümsemek istemeyenlere gülümseme arzumu kaybettim. Artık yalan söyleyenler ve manipüle etmeye çalışanlar için bir dakika bile harcamıyorum. Sahtelik, ikiyüzlülük, riyakârlık ve şakşakçılıktan uzak durmaya karar verdim. Seçici bilgelik ve akademik küstahlığı hoşgörmüyorum. Popüler dedikoduya da ayak uydurmuyorum. Çatışma ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum. Karşıtlıklar dünyasına inanıyorum ve bu nedenle rijid ve esnek olmayan kişilerden uzak duruyorum. Dostlukta sadakatsizlik ve ihanetten haz etmiyorum. Kompliman yapmasını ve cesaret verici bir söz etmesini bilmeyenlerle geçinemem. Abartmalar beni sıkıyor ve hayvanları sevmeyenleri kabul etmekte zorlanıyorum. Ve hepsine ilave olarak benim sabrımı hak etmeyenlere karşı sabrım yok.
Meryl Streep
Meryl Streep
17 Ağustos 2014 Pazar
31 Temmuz 2014 Perşembe
2 Temmuz 2014 Çarşamba
"İnsanın aklı üzerindeki her tür zorbalığa karşı Tanrı'nın huzurunda daimi düşmanlık yemini ettim."
Thomas Jefferson
Thomas Jefferson
Etiketler:
Thomas Jefferson,
zz Düşünme ve Zihin,
zz Özgürlük
"Sadece, kendisinin iyiliğine olacağını düşündüğünüz için bir insanı istemediği bir şeyi ödemeye zorlamaktan daha kötü bir tiranlık yoktur."
Robert Heinlein
Robert Heinlein
Etiketler:
Robert Heinlein,
zz Otorite,
zz Özgürlük,
zz Politika,
zz Totalitarizm
"Özel mülkiyet özgürlüğün ilk kaynağıydı ve halen de ana desteğidir."
Walter Lippmann
Walter Lippmann
Etiketler:
Walter Lippmann,
zz Liberalizm,
zz Özel Mülkiyet,
zz Özgürlük
1 Temmuz 2014 Salı
Devlet, herkesin kendisi aracılığıyla başkasının cebinden yaşamaya çalıştığı büyük kurgudur.
Frederic Bastiat
Frederic Bastiat
Etiketler:
Frederic Bastiat,
zz Devlet,
zz Ekonomi,
zz Politika
26 Haziran 2014 Perşembe
8 Haziran 2014 Pazar
Her şeyden önce zekâ ancak özgürlük varsa ortaya çıkabilir: düşünme, hissetme, gözlemleme, sorgulama özgürlüğü. Ne var ki eğer ben size bir şeyi dayatırsam sizi de kendim gibi aptallaştırırım; genelde okullarda olan biten de budur. Öğretmen kendisinin bildiğini, sizin bilmediğinizi düşünür. Peki, öğretmen ne biliyor? Matematik veya coğrafyadan birazcık fazlasını. O hiçbir hayati sorunu çözmüş değil, hayatin son derece önemli meselelerini sorgulamış değil. O sadece Jüpiter veya başçavuş gibi esip gürler. Öyleyse böyle bir okulda, size söylenenleri yapmanız için disiplin altına sokulmanız yerine, anlamak, zeki ve özgür olmak konusunda yardım almanız gerekiyor, çünkü ancak o zaman hayatın zorluklarını korkusuzca göğüsleyebilirsiniz.
Hakikat üzerine, Jiddu Krishnamurti
Hakikat üzerine, Jiddu Krishnamurti
Etiketler:
Krishnamurti,
zz Cesaret,
zz Eğitim,
zz Özgürlük
7 Haziran 2014 Cumartesi
Başkalarını aynı haklarından mahrum etmeye kalkışmadıkça veya onu elde etme çabalarını bastırmadıkça, adını hak eden tek özgürlük kendi iyi anlayışımızı kendi tarzımızda takip etme özgürlüğüdür. İster bedensel, ister zihinsel isterse de ruhsal olsun, herkes kendi sağlığının en iyi koruyucusudur. Her bir bireyi toplumun geri kalanına iyi göründüğü biçimde yaşamaya zorlamaktansa herkesin kendi bildiği gibi yaşamasına katlandığımızda insanlık daha kazançlı çıkacaktır.
John Stuart Mill
John Stuart Mill
İnsanın hemen her zaman kendi hemcinslerinin yardımına ihtiyacı vardır ve bu yardımı sadece onların cömertliğine bağlı olarak beklerse, eli boş kalır. Kendine yarar sağlayacak bir biçimde onların bencilliğine seslenirse ve kendisinin onlardan istediğini yerine getirmenin onların da çıkarına olduğunu gösterebilirse, başarılı olma şansı yüksek olacaktır. Bir başkası ile alış-veriş yapmak isteyen her kimse böyle davranmak durumundadır. Tüm bu önerilerin anlamı, benim istediğimi bana ver, buna karşılık sen de bendeki istediğine kavuş, biçimindedir; ihtiyaç duyduğumuz yardımların büyük bir kısmına böylece kavuşmuş oluruz. Yemeğimizi kasabın, biracının ya da fırıncının yardımseverliğinden dolayı değil, onların kendi çıkarlarını gözetmeleri nedeniyle elde ederiz. Onların insancıllıklarına değil, bencilliklerine sesleniriz ve hiçbir zaman kendi ihtiyaçlarımızdan değil, onların kazançlarından söz ederiz. Her birey sürekli olarak sahip olduğu sermayeyi en yararlı biçimde kullanmanın yollarını arar. Göz önüne aldığı bu yarar, toplumun değil onun kendi yararıdır. Ancak bireyin kendi yararını gözetmesi, zorunlu olarak toplum için en iyi kullanımı tercih etmesine yol açar. Kendi çıkarını amaçlayan bireyi görünmez bir el, hiç amaçlamadığı bir sonuca yönlendirir. Birey kendi çıkarı peşinde olmak suretiyle, hiç amaçlamadığı halde toplumun çıkarını da, gerçekten toplumun çıkarı peşinde olsaydı arttıracağından daha fazla, arttırır.
Adam Smith
Adam Smith
Etiketler:
Adam Smith,
zz Bireycilik,
zz Ekonomi,
zz Görünmez El,
zz Liberalizm
17 Mayıs 2014 Cumartesi
As the biggest library if it is in disorder is not as useful as a small but well-arranged one, so you may accumulate a vast amount of knowledge but it will be of far less value than a much smaller amount if you have not thought it over for yourself.
Arthur Schopenhauer
Arthur Schopenhauer
Etiketler:
Arthur Schopenhauer,
zz Düşünme ve Zihin,
zz Zeka
4 Mayıs 2014 Pazar
Gecelerin tuhaf bir büyüsü vardır; kişi tanrısal bir yalnızlığın temel objesi gibidir. Nöbetçiler, geceleri birer öznedirler; bütün dünya düşlere kapısını sonuna kadar açar böyle zamanlarda. Nöbetçilik, mutlak bir belirlenimdir. Azınlığın varoluş şeklidir. Herkes uyur; her şey durur. İnsanlar uyurken ne kadar da masumdurlar. Nöbetçiler bu masumiyetin koruyucusudurlar belki de; uyanınca canavara dönüşecek insanın uyanmaması için sessizce gecenin derinliklerinde çıt çıkarmadan haberleşirler: "hey orda mısın; sessiz ol...".
19 Nisan 2014 Cumartesi
14 Nisan 2014 Pazartesi
11 Nisan 2014 Cuma
I was walking home one evening and came upon a clearly depressed man standing at the edge of a bridge, looking like he was about to jump.
I called out to him to wait, and ran over to see what was the matter.
"It's this country," he lamented.
"It's falling into ruin and there's nothing I can do about it.
The election was the last straw. I don't want to live on this planet anymore."
Well cheer up," I said. "We're all in this together.
Say, are you a conservative, or a libertarian?"
"A libertarian," he said. "That's great!" I said.
"See, you're not alone. Are you a free-market libertarian or a libertarian socialist?"
"Free-market libertarian," he said. "Me too!" I said.
"Paleo-libertarian or neo-libertarian?" "Paleo-libertarian," he said. "Hey, so am I!" I said.
"Chicago or Austrian school of economics?" "Austrian," he said. "Me too," I said.
"Hayek or Rothbardian strand?" "Rothbardian," he said. "Same here," I said.
"Are you a consequentialist or deontological libertarian?" "Consequentialist," he said.
So I said, "Die, statist scum!" and pushed him off the bridge.
I called out to him to wait, and ran over to see what was the matter.
"It's this country," he lamented.
"It's falling into ruin and there's nothing I can do about it.
The election was the last straw. I don't want to live on this planet anymore."
Well cheer up," I said. "We're all in this together.
Say, are you a conservative, or a libertarian?"
"A libertarian," he said. "That's great!" I said.
"See, you're not alone. Are you a free-market libertarian or a libertarian socialist?"
"Free-market libertarian," he said. "Me too!" I said.
"Paleo-libertarian or neo-libertarian?" "Paleo-libertarian," he said. "Hey, so am I!" I said.
"Chicago or Austrian school of economics?" "Austrian," he said. "Me too," I said.
"Hayek or Rothbardian strand?" "Rothbardian," he said. "Same here," I said.
"Are you a consequentialist or deontological libertarian?" "Consequentialist," he said.
So I said, "Die, statist scum!" and pushed him off the bridge.
Etiketler:
zz,
zz Fanatizm,
zz Liberalizm,
zz Liberteryenizm
10 Nisan 2014 Perşembe
Bilir misiniz, üniversiteyi bitirdiğimiz zaman, hepimiz nasıl saçlı sakallı kocaman bebeklerdik. Bilemezsiniz. Anlatınca olmaz. Yaşamak diye bir problem yoktu bizim için. Böyle bir problem çözmedi asistanlar tatbikatlarda. Sonunda hepimizi kurtlar kaptı tabii. İnsan taklidi yaptığımız için, kurtlar bizi adam sandı.
Oğuz Atay
Oğuz Atay
4 Mart 2014 Salı
Büyük bir boşlukta seferdeyiz, belirsizliğin içinde dolaşıyoruz, bir
uçtan bir uca sürükleniyoruz. Kendimizi bir yere iliştirip sabitlemek
istediğimizde sallanıp uzaklaşıyor, peşine düştüğümüzde de tutamıyoruz,
önümüzden kayarak geçiyor ve sonsuzda kayboluyor. Hiçbir şey kalmıyor
bize. Doğanın gereği bu; ama bizim istediğimiz değil; sağlam bir zemin
ve üzerine sonsuza uzanacak bir kule dikeceğimiz, tam anlamıyla
güvenilir bir temel bulmak için yanıp tutuşuyoruz. Ama bütün zemin
çatlıyor ve toprakta bir uçurum açılıyor.
Pascal
Pascal
Etiketler:
Blaise Pascal,
zz Din,
zz Hayatın Anlamı,
zz Kaygı,
zz Varoluş
27 Şubat 2014 Perşembe
Merhaba. Ben Audi firmasının sahibiyim.
Yüz milyonlarca dolar para harcadım, fabrikalar kurdum. Binlerce elemanım var, istihdam sağlıyorum. AR-GE çalışmalarım için milyonlarca dolar kaynak ayırıyorum. Araba üretiyorum.
Ben geçtiğimiz gün bir A8 ürettim.
Parçasını ürettim, üretmediklerimi ithal ettim, ürettirdim. Test ettim, çizimlerini yaptırdım. Bunu Türkiye'deki bayime gönderdim, nakliye ücretini ben karşıladım. Bayim de kar etti, işçi maaşlarını ödedi, faturalarını ödedi.
Ben bu arabayı 220 bin liraya verdim bayime.
30.000 lira civarında kar ettim bu arbadan, bunca yatırıma, riske, verdiğim emeğe karşılık. Bu kazandığım paradan da reklam yapacağım, yatırım yapacağım.
---------
Merhaba. Ben Türkiye devletiyim.
Geçen gün adamın biri A8 göndermiş ülkeme.
220 bin liraya satacaklardı, hadi oradan dedim.
Bu arabanın üretilmesinde zerre kadar katkım yok, ülkeye gelişinde emeğim yok, bayi karına falan da karışmıyorum. Sadece bu arabayı alacak olan benim vatandaşım diye 420 bin lira vergi aldım bu arabadan. 420 bin lira kar ettim.
Nihayetinde bu araba 640 bin liraya trafiğe çıktı.
Artık bu arbadan her yıl MTV alacağım, dünyanın en pahalı yakıtını ona satacağım, geçtiği köprülerden - otoyollardan da para alacağım.
---------
Evet, Audi 30.000 lira,
Devlet 420.000 lira kazandı.
Demek ki Audi ticareti bilmiyor (alıntı)
Yüz milyonlarca dolar para harcadım, fabrikalar kurdum. Binlerce elemanım var, istihdam sağlıyorum. AR-GE çalışmalarım için milyonlarca dolar kaynak ayırıyorum. Araba üretiyorum.
Ben geçtiğimiz gün bir A8 ürettim.
Parçasını ürettim, üretmediklerimi ithal ettim, ürettirdim. Test ettim, çizimlerini yaptırdım. Bunu Türkiye'deki bayime gönderdim, nakliye ücretini ben karşıladım. Bayim de kar etti, işçi maaşlarını ödedi, faturalarını ödedi.
Ben bu arabayı 220 bin liraya verdim bayime.
30.000 lira civarında kar ettim bu arbadan, bunca yatırıma, riske, verdiğim emeğe karşılık. Bu kazandığım paradan da reklam yapacağım, yatırım yapacağım.
---------
Merhaba. Ben Türkiye devletiyim.
Geçen gün adamın biri A8 göndermiş ülkeme.
220 bin liraya satacaklardı, hadi oradan dedim.
Bu arabanın üretilmesinde zerre kadar katkım yok, ülkeye gelişinde emeğim yok, bayi karına falan da karışmıyorum. Sadece bu arabayı alacak olan benim vatandaşım diye 420 bin lira vergi aldım bu arabadan. 420 bin lira kar ettim.
Nihayetinde bu araba 640 bin liraya trafiğe çıktı.
Artık bu arbadan her yıl MTV alacağım, dünyanın en pahalı yakıtını ona satacağım, geçtiği köprülerden - otoyollardan da para alacağım.
---------
Evet, Audi 30.000 lira,
Devlet 420.000 lira kazandı.
Demek ki Audi ticareti bilmiyor (alıntı)
26 Şubat 2014 Çarşamba
Üç tutku, basit fakat ezici derecede kuvvetle hayatımı ellerinde tutmuştur; sevgiye olan özlemim, bilgiyi araştırma merakım ve insanlığın çektiği acı için duyduğum tanımlanmayacak kadar büyük bir merhamet.
Bertrand Russell
Bertrand Russell
Etiketler:
Bertrand Russell,
zz Bilgi,
zz Sevgi ve Aşk,
zz Yaşam
25 Şubat 2014 Salı
13 Şubat 2014 Perşembe
Piyasa ekonomisinde bireylerin işgal edeceği yer bilgi, beceri ve şans karışımı bir süreçle belirlenir. Hiçbir insani otorite özgürlüğü öldürmeden bunu değiştiremez. Piyasanın akışı içerisinde insanların kazançları ve varlıkları arasında farklılıklar bulunması ortada bir adaletsizlik olduğunu göstermez. Ancak, toplumlar bazı talihsizliklere ve sefaletlere kayıtsız kalamaz. Piyasa ekonomisinin zenginlik yaratmayı sürdürdüğü bir ülkede devletin herkese bir asgari gelir garantisi sağlaması düşünülebilir.
Friedrich August von Hayek
Friedrich August von Hayek
12 Şubat 2014 Çarşamba
Kendinizi başkasına anlatmayın..
Sizi sevenin buna ihtiyacı yoktur.
Sevmeyen de inanmayacaktır zaten…
Onun hayatında bir seçeneksen,
Onun senin bir önceliğin olmasına izin verme.
İlişkiler en iyi dengeli olduğunda yürür…
Uyandığında iki seçeneğin var…
Tekrar uyuyup bir rüya görmek, ya da uyanıp rüyanın peşinde koşmak…
Bize değer verenleri ağlatır, vermeyenler için ağlarız…
Bizim için hiç ağlamayacaklara değer veririz…
Garip ama gerçek…
Bir kez bunu anlasak değişmek için hiçbir şey geç değil…
Mutluyken söz, üzgünsen cevap, öfkeliysen karar verme…
Zaman nehir gibidir…
Aynı suda iki kez yıkanılmaz…
An’ı yaşa, geçen su bir daha gelmez…
Hep meşgulsen, hiç müsait olamazsın…
Hep zamanının olmadığnı söylersen, hiç zamanın olamaz…
Hep “yarın yapacağım” dersen, yarın hiç gelmez…
Herakleitos, Fragmanlar
Sizi sevenin buna ihtiyacı yoktur.
Sevmeyen de inanmayacaktır zaten…
Onun hayatında bir seçeneksen,
Onun senin bir önceliğin olmasına izin verme.
İlişkiler en iyi dengeli olduğunda yürür…
Uyandığında iki seçeneğin var…
Tekrar uyuyup bir rüya görmek, ya da uyanıp rüyanın peşinde koşmak…
Bize değer verenleri ağlatır, vermeyenler için ağlarız…
Bizim için hiç ağlamayacaklara değer veririz…
Garip ama gerçek…
Bir kez bunu anlasak değişmek için hiçbir şey geç değil…
Mutluyken söz, üzgünsen cevap, öfkeliysen karar verme…
Zaman nehir gibidir…
Aynı suda iki kez yıkanılmaz…
An’ı yaşa, geçen su bir daha gelmez…
Hep meşgulsen, hiç müsait olamazsın…
Hep zamanının olmadığnı söylersen, hiç zamanın olamaz…
Hep “yarın yapacağım” dersen, yarın hiç gelmez…
Herakleitos, Fragmanlar
30 Ocak 2014 Perşembe
29 Ocak 2014 Çarşamba
Varoluş seni seviyor, yoksa sen burada olmazdın. Kendi varlığında rahat ol, bütünlük seni seviyor. İşte bu yüzden o senin içinde nefes almaya, senin içinde nabız gibi atmaya devam eder. Varoluşun sana karşı duyduğu bu muazzam saygı, sevgi ve güveni bir kere içinde hissetmeye başladığında kendi varlığına kök salmaya başlarsın.
Osho
Osho
22 Ocak 2014 Çarşamba
Dünyada üç türlü fizikçi vardır. Bunlar; makine yapımcıları, deneysel fizikçiler ve teorik fizikçilerdir. Bu üç türü kıyaslarsak, makina yapımcılarının en önemli olduğu sonucuna varırız, çünkü onlar olmasaydı bu küçük ölçekli alana giremezdik. Eğer bunu Amerika'nın keşfi ile kıyaslarsak, o zaman, makina yapımcılarının o zamanlar gerekli teknikleri gerçekte geliştirmiş olan kaptanlar ve gemi yapımcılarına karşılık geldiğini söylerdim. Deneyciler dünyanın diğer tarafina yelken açmış ve daha sonra yeni adalara atlayıp hemen neler gördüklerini kaydetmiş olan gemideki adamlardı. Teorik fizikçiler ise, Madrid'de geride kalıp Kolomb'a Hindistan'a gitmekte olduğunu söyleyen adamlardı.
Victor Weisskopf
Victor Weisskopf
Etiketler:
Victor Weisskopf,
zz Bilim,
zz Deney,
zz Fizik,
zz Teori
15 Ocak 2014 Çarşamba
Gazetecileri neden ciddiye almamalısınız?
1918 yılında Fizik dalında Nobel Ödülü alan Max Planck, Almanya'yı dolaşarak bir nevi turneye çıktı. Nereye Davet edilse kuantum fiziği hakkında aynı konuşmayı yapıyordu. Zamanla şoförü konuşmayı artık ezberlemişti. "Profesör Planck, hep aynı konuşmayı yapmaktan sıkılmış olmalısınız. Münih'teki konuşmanızda sizin yerinize bu görevi üstlenmeyi teklif ediyorum. Siz de benim şoför şapkamı takıp en ön sırada oturursunuz. İkimiz için de bir değişiklik olur." Bu fikri çok eğlenceli bulan Planck kabul etti. Böylece şoför, seçkin bir izleyici topluluğunun önünde, kuantum fiziği hakkındaki o uzun konuşmayı yaptı. Ardından bir fizik profesörü soru yöneltti. Şoför şöyle yanıtladı: "Münih gibi ilerici bir şehirde böylesine basit bir soruyla karşılaşacağımı hiç düşünmezdim. Bu soruyu cevaplamasını şoförümden rica ediyorum."
Planck'ın bu hikayesini dünyanın en başarılı yatırımcılarından biri olan Charlie Munger'den aldım. Munger'e göre, iki tür bilgi vardır. Birincisi gerçek bilgidir. Bu, bilgilerini zaman ve zihinsel çaba harcayarak edinen insanlarda bulunur. Diğeri ise şoför bilgisidir. Munger'in hikayesindeki anlamındaki şoförler, biliyormuş gibi yapan insanlardır. Bir gösteriyi sergilemeyi öğrenmişlerdir. Belki sesleri harika ya da dış görünüşleri inandırıcıdır; ama aktardıkları bilgilerin içi boştur. İkna edici şekilde boş laflar savururlar.
Ne yazık ki, gerçek bilgiyi şoför bilgisinden ayırt etmek giderek zorlaşıyor. Gazeteciler örneğin. Gerçekten sağlam bilgi edinmiş bazı gazeteciler var. Onlar genellikle eski nesilden; yılların birikimiyle, sınırları belli bir konu alanlarında uzmanlaşmış gazeteciler. Meselelerin karmaşıklığını kavrayabilmek ve gösterebilmek için ciddi çaba harcayan insanlar. Çeşitli olayları ve istisnaları açıklığa kavuşturan, genellikle uzun olmaya meyilli yazılar kaleme alırlar.
Gazetecilerin çoğunluğu ne yazık ki şoför kategorisine giriyor. Kısacık zaman zarfında herhangi bir konu hakkında şapkadan tavşan çıkaran sihirbazlar gibi, yazılar yazıveriyor veya daha da iyisi, internetten buluveriyorlar. Metinleri tek taraflı, kısa ve -şoför bilgisinin telafisi olarak- alaycı.
Bir işletme ne kadar büyükse CEO'sundan o kadar şov yeteneği -diğer tabirle iletişimsel yeterlilik- beklenir. Sessiz, sakin, dik kafalı ama ciddi bir çalışan, en azından en üst kademede mümkün değildir. Yatırımcılar ve ekonomi habercileri, belli ki bir şovmenin daha iyi sonuçlar sağladığına inanıyor -ki elbette kazın ayağı böyle değil.
Charlie Munger'in ortağı Warren Buffett harikulade bir tabir kullanıyor: "Circle of Competence". Türkçesiyle, "Yeterlilik Çemberi". Bu çemberin içinde kalan şeyleri insan profesyonel anlamda anlar. dışındakileri ise hiç anlamaz ya da sadece kısmen anlar. Buffett'in hayatındaki ilke şudur: "Yeterlilik çemberinizi bilin ve içinde kalın. Bu çemberin ne kadar büyük olduğu öyle çok önemli değildir; ama çemberin çizgilerinin tam olarak nereden geçtiğini bilmek müthiş önemlidir." Charlie Munger üzerine ekleme yapar: "Yeteneklerinizin neler olduğunu keşfetmelisiniz. Şansınızı yeterlilik çemberinizin dışında denediğinizde berbat bir kariyeriniz olacaktır. Bunun neredeyse garantisini verebilirim size."
Sonuç: Şoför bilgisine güvenmeyin. Şirket sözcülerini, şovmenleri, gazetecileri, gevezelik edenleri, boş söz üretenleri, beylik lafların işportacıların gerçekten bilgi sahibi olanlarla karıştırmayın. Onların nasıl mı ayırt edersiniz? İşaret çok açıktır aslında. Gerçekten bilgi sahibi olanlar ne bildiklerinin -ve ne bilmediklerinin- farkındadırlar. Bu çapta biri kendi yeterlilik çemberinin dışındaysa, ya hiçbir şey söylemez ya da "Bunu bilmiyorum" der. Bu cümleyi utanmadan, hatta belirli bir gururla telaffuz eder. Şoförlerden çok laf duysanız da bu cümleyi asla duymazsınız.
Rolf Dobelli, Hatasız Düşünme Sanatı
Planck'ın bu hikayesini dünyanın en başarılı yatırımcılarından biri olan Charlie Munger'den aldım. Munger'e göre, iki tür bilgi vardır. Birincisi gerçek bilgidir. Bu, bilgilerini zaman ve zihinsel çaba harcayarak edinen insanlarda bulunur. Diğeri ise şoför bilgisidir. Munger'in hikayesindeki anlamındaki şoförler, biliyormuş gibi yapan insanlardır. Bir gösteriyi sergilemeyi öğrenmişlerdir. Belki sesleri harika ya da dış görünüşleri inandırıcıdır; ama aktardıkları bilgilerin içi boştur. İkna edici şekilde boş laflar savururlar.
Ne yazık ki, gerçek bilgiyi şoför bilgisinden ayırt etmek giderek zorlaşıyor. Gazeteciler örneğin. Gerçekten sağlam bilgi edinmiş bazı gazeteciler var. Onlar genellikle eski nesilden; yılların birikimiyle, sınırları belli bir konu alanlarında uzmanlaşmış gazeteciler. Meselelerin karmaşıklığını kavrayabilmek ve gösterebilmek için ciddi çaba harcayan insanlar. Çeşitli olayları ve istisnaları açıklığa kavuşturan, genellikle uzun olmaya meyilli yazılar kaleme alırlar.
Gazetecilerin çoğunluğu ne yazık ki şoför kategorisine giriyor. Kısacık zaman zarfında herhangi bir konu hakkında şapkadan tavşan çıkaran sihirbazlar gibi, yazılar yazıveriyor veya daha da iyisi, internetten buluveriyorlar. Metinleri tek taraflı, kısa ve -şoför bilgisinin telafisi olarak- alaycı.
Bir işletme ne kadar büyükse CEO'sundan o kadar şov yeteneği -diğer tabirle iletişimsel yeterlilik- beklenir. Sessiz, sakin, dik kafalı ama ciddi bir çalışan, en azından en üst kademede mümkün değildir. Yatırımcılar ve ekonomi habercileri, belli ki bir şovmenin daha iyi sonuçlar sağladığına inanıyor -ki elbette kazın ayağı böyle değil.
Charlie Munger'in ortağı Warren Buffett harikulade bir tabir kullanıyor: "Circle of Competence". Türkçesiyle, "Yeterlilik Çemberi". Bu çemberin içinde kalan şeyleri insan profesyonel anlamda anlar. dışındakileri ise hiç anlamaz ya da sadece kısmen anlar. Buffett'in hayatındaki ilke şudur: "Yeterlilik çemberinizi bilin ve içinde kalın. Bu çemberin ne kadar büyük olduğu öyle çok önemli değildir; ama çemberin çizgilerinin tam olarak nereden geçtiğini bilmek müthiş önemlidir." Charlie Munger üzerine ekleme yapar: "Yeteneklerinizin neler olduğunu keşfetmelisiniz. Şansınızı yeterlilik çemberinizin dışında denediğinizde berbat bir kariyeriniz olacaktır. Bunun neredeyse garantisini verebilirim size."
Sonuç: Şoför bilgisine güvenmeyin. Şirket sözcülerini, şovmenleri, gazetecileri, gevezelik edenleri, boş söz üretenleri, beylik lafların işportacıların gerçekten bilgi sahibi olanlarla karıştırmayın. Onların nasıl mı ayırt edersiniz? İşaret çok açıktır aslında. Gerçekten bilgi sahibi olanlar ne bildiklerinin -ve ne bilmediklerinin- farkındadırlar. Bu çapta biri kendi yeterlilik çemberinin dışındaysa, ya hiçbir şey söylemez ya da "Bunu bilmiyorum" der. Bu cümleyi utanmadan, hatta belirli bir gururla telaffuz eder. Şoförlerden çok laf duysanız da bu cümleyi asla duymazsınız.
Rolf Dobelli, Hatasız Düşünme Sanatı
Etiketler:
Rolf Dobelli,
zz Bilgi,
zz Düşünme ve Zihin,
zz Entelektüel
10 Ocak 2014 Cuma
Hiç kimse egosunu tamamıyla yenmiş olduğuna çok güvenmesin, çünkü o uzun süre derinlerde gizlenir de, bir elverişli durum bulur bulmaz gene ortaya çıkıverir. Tıpkı Aisopos'un masalında genç bir kıza dönüşen kedinin, masanın başında hanım hanımcık otururken yanıbaşından bir fare geçince herşeyi unutup atılıvermesi gibi.
Francis Bacon
Francis Bacon
17 Aralık 2013 Salı
13 Aralık 2013 Cuma
9 Aralık 2013 Pazartesi
30 Kasım 2013 Cumartesi
Bir düşüncenin susturulmasındaki asıl kötülük, onun insan soyuna, yaşayan nesle olduğu gibi gelecek nesillere karşı da despotik bir davranış niteliğini taşıyor olması ve o düşünceye taraftar olanlardan daha da fazla, o düşünceye katılmayanlara karşı haydutça bir davranış olmasıdır. Eğer düşünce doğruysa insanlar, yanlış olanı doğru olanla değiştirmek olanağından yoksun bırakılırlar; eğer yanlışsa, hemen hemen aynı derecede büyük bir yararı, yani gerçeğin haksızlıkla çarpışması sonucunda onun daha açık olarak anlaşılmasını ve daha canlı bir etki yaratma fırsatını, elden kaçırmış olurlar.
Boğmaya kalkıştığımız düşüncenin yanlış bir düşünce olduğundan hiçbir zaman emin olamayız; bundan emin olsak bile, onu boğmak gene de kötü olacaktır.
Otorite tarafından sindirilmeye çalışılan düşünce, pekâlâ doğru olabilir. Onu ortadan kaldırmak isteyenler, doğal olarak onun doğruluğunu yadsırlar; fakat yanılmaları da mümkündür. Sorunu bütün insanlık adına kestirip atmaya ve diğer herkesi yargılama olanaklarından yoksun bırakmaya hiçbir otoritenin yetkisi yoktur.
Bir düşüncenin açıklanmasını, otorite bunun yanlış olduğunu ileri sürdü diye yasaklamak, mutlak doğrunun sadece otoriteye ait olduğunu önsel olarak kabul etmek anlamını taşır.
Bir tartışmayı susturmak, yanılmazlık taslamayan gururlu bir davranışla eşdeğerdir.
John Stuart Mill
24 Kasım 2013 Pazar
İfade Özgürlüğü Üzerine, John Trenchard ve Thomas Gordon, 1720
Düşünce özgürlüğü var olmaksızın ilim ve irfan gibi değerler var olamaz ve ifade özgürlüğü olmaksızın insan hak ve hürriyetleri de olamaz. İfade özgürlüğü başkalarına zarar verene ve başkalarının haklarını tahakküm altına alana kadar her insanın hakkıdır ve özgürlüklerle ilgili bu sınır katlanılabilecek ve kabul edilebilecek tek sınırdır.
Bu kutsal hak, özgür bir yönetim için elzemdir. Mülkiyetin güvenliği ve ifade özgürlüğü her zaman birlikte yer alır. İnsanlar, kendi isteklerini kendi dilleriyle talep edemedikleri sefil ülkelerde kendilerine ait başka hiçbir şeyi de talep edemezler. Ulusun özgürlüğünü kim ortadan kaldırmayı arzu ederse halkların özgürlüğü için en korkunç şey olan ifade özgürlüğünü baskı altında tutmakla, işe başlar.
Bu durum, parlamento hakkında konuşmayı yasaklamak için her iki özgürlüğü de bir kenara iten bir bildiriyi aşağılık bakanının yayınladığı Kral I. Charles’in mahkemesi tarafından da çok iyi bilinmektedir. İdare edilenlerin şüphe götürmeyen haklarını ve majestelerinin hukuki haklarını savunmak, halkı idareden soğutmak olarak adlandırıldı ve isyana teşvikten cezaya tabi tutuldu. Ayrıca, insanların evlerinde dinden bahsetmeleri yasaklandı. Papazlarla bakanlar tiranlık oluşturmak için bir araya gelerek gerçeği ve hukuku baskı altına aldılar. Kral James, Katolik kilisesindeki ekmek ve şarabın takdisi ayinine gittiğinde insanlar para cezasına çarptırıldılar, hapsedildiler ve O’nun bir Katolik olduğu söylenerek, perişan edildiler. Hakkında hain olduğunun ilan edildiği bir parlamento kararının bulunduğu Kral II. Charles daha sıkı bir Katolik olarak yaşamıştır.
İnsanların kendi yöneticilerinden iyi bir şekilde bahsetmeleri gerektiği doğrudur ve yöneticiler haklarında iyi şeyler konuşmayı da hak edebilirler; ancak, insanları dinlemeksizin onları zararlı ilan etmek, yalnızca tiranlığın imtiyazı ve ona uygun bir şey olabilir. Özgür bir insan ifade özgürlüğünü kullanarak bunun böyle olduğunu gösterecektir.
John Trenchard ve Thomas Gordon, İfade Özgürlüğü Üzerine, 1720
http://www.constitution.org/ cl/cato_015.htm
Bu kutsal hak, özgür bir yönetim için elzemdir. Mülkiyetin güvenliği ve ifade özgürlüğü her zaman birlikte yer alır. İnsanlar, kendi isteklerini kendi dilleriyle talep edemedikleri sefil ülkelerde kendilerine ait başka hiçbir şeyi de talep edemezler. Ulusun özgürlüğünü kim ortadan kaldırmayı arzu ederse halkların özgürlüğü için en korkunç şey olan ifade özgürlüğünü baskı altında tutmakla, işe başlar.
Bu durum, parlamento hakkında konuşmayı yasaklamak için her iki özgürlüğü de bir kenara iten bir bildiriyi aşağılık bakanının yayınladığı Kral I. Charles’in mahkemesi tarafından da çok iyi bilinmektedir. İdare edilenlerin şüphe götürmeyen haklarını ve majestelerinin hukuki haklarını savunmak, halkı idareden soğutmak olarak adlandırıldı ve isyana teşvikten cezaya tabi tutuldu. Ayrıca, insanların evlerinde dinden bahsetmeleri yasaklandı. Papazlarla bakanlar tiranlık oluşturmak için bir araya gelerek gerçeği ve hukuku baskı altına aldılar. Kral James, Katolik kilisesindeki ekmek ve şarabın takdisi ayinine gittiğinde insanlar para cezasına çarptırıldılar, hapsedildiler ve O’nun bir Katolik olduğu söylenerek, perişan edildiler. Hakkında hain olduğunun ilan edildiği bir parlamento kararının bulunduğu Kral II. Charles daha sıkı bir Katolik olarak yaşamıştır.
İnsanların kendi yöneticilerinden iyi bir şekilde bahsetmeleri gerektiği doğrudur ve yöneticiler haklarında iyi şeyler konuşmayı da hak edebilirler; ancak, insanları dinlemeksizin onları zararlı ilan etmek, yalnızca tiranlığın imtiyazı ve ona uygun bir şey olabilir. Özgür bir insan ifade özgürlüğünü kullanarak bunun böyle olduğunu gösterecektir.
John Trenchard ve Thomas Gordon, İfade Özgürlüğü Üzerine, 1720
http://www.constitution.org/
Etiketler:
John Trenchard ve Thomas Gordon,
zz İfade Özgürlüğü
22 Kasım 2013 Cuma
In youth it is the outward aspect of things that most engages us; while in age, thought or reflection is the predominating quality of the mind. Hence, youth is the time for poetry, and age is more inclined to philosophy. In practical affairs it is the same: a man shapes his resolutions in youth more by the impression that the outward world makes upon him; whereas, when he is old, it is thought that determines his actions.
Schopenhauer
Etiketler:
Schopenhauer,
zz Bilgelik,
zz Gençlik,
zz Yaşlılık
10 Kasım 2013 Pazar
Experience by itself teaches nothing…Without theory, experience has no meaning. Without theory, one has no questions to ask. Hence without theory there is no learning.
W. Edwards Deming
Etiketler:
W. Edwards Deming,
zz Deneyim,
zz Düşünce,
zz Düşünme ve Zihin,
zz Teori
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)