Dış varlığımız, tadını ve rengini iç varlığımızdan alır; nasıl ki giysilerimiz bizi kendi sıcaklıklarıyla değil, bizim sıcaklığımızla ısıtırlarsa...
Montaigne, Denemeler
Altı çizili yerler; ana fikirler, önemli tespitler, yararlı bilgiler, edebi parçalar ...
17 Aralık 2013 Salı
13 Aralık 2013 Cuma
9 Aralık 2013 Pazartesi
30 Kasım 2013 Cumartesi
Bir düşüncenin susturulmasındaki asıl kötülük, onun insan soyuna, yaşayan nesle olduğu gibi gelecek nesillere karşı da despotik bir davranış niteliğini taşıyor olması ve o düşünceye taraftar olanlardan daha da fazla, o düşünceye katılmayanlara karşı haydutça bir davranış olmasıdır. Eğer düşünce doğruysa insanlar, yanlış olanı doğru olanla değiştirmek olanağından yoksun bırakılırlar; eğer yanlışsa, hemen hemen aynı derecede büyük bir yararı, yani gerçeğin haksızlıkla çarpışması sonucunda onun daha açık olarak anlaşılmasını ve daha canlı bir etki yaratma fırsatını, elden kaçırmış olurlar.
Boğmaya kalkıştığımız düşüncenin yanlış bir düşünce olduğundan hiçbir zaman emin olamayız; bundan emin olsak bile, onu boğmak gene de kötü olacaktır.
Otorite tarafından sindirilmeye çalışılan düşünce, pekâlâ doğru olabilir. Onu ortadan kaldırmak isteyenler, doğal olarak onun doğruluğunu yadsırlar; fakat yanılmaları da mümkündür. Sorunu bütün insanlık adına kestirip atmaya ve diğer herkesi yargılama olanaklarından yoksun bırakmaya hiçbir otoritenin yetkisi yoktur.
Bir düşüncenin açıklanmasını, otorite bunun yanlış olduğunu ileri sürdü diye yasaklamak, mutlak doğrunun sadece otoriteye ait olduğunu önsel olarak kabul etmek anlamını taşır.
Bir tartışmayı susturmak, yanılmazlık taslamayan gururlu bir davranışla eşdeğerdir.
John Stuart Mill
24 Kasım 2013 Pazar
İfade Özgürlüğü Üzerine, John Trenchard ve Thomas Gordon, 1720
Düşünce özgürlüğü var olmaksızın ilim ve irfan gibi değerler var olamaz ve ifade özgürlüğü olmaksızın insan hak ve hürriyetleri de olamaz. İfade özgürlüğü başkalarına zarar verene ve başkalarının haklarını tahakküm altına alana kadar her insanın hakkıdır ve özgürlüklerle ilgili bu sınır katlanılabilecek ve kabul edilebilecek tek sınırdır.
Bu kutsal hak, özgür bir yönetim için elzemdir. Mülkiyetin güvenliği ve ifade özgürlüğü her zaman birlikte yer alır. İnsanlar, kendi isteklerini kendi dilleriyle talep edemedikleri sefil ülkelerde kendilerine ait başka hiçbir şeyi de talep edemezler. Ulusun özgürlüğünü kim ortadan kaldırmayı arzu ederse halkların özgürlüğü için en korkunç şey olan ifade özgürlüğünü baskı altında tutmakla, işe başlar.
Bu durum, parlamento hakkında konuşmayı yasaklamak için her iki özgürlüğü de bir kenara iten bir bildiriyi aşağılık bakanının yayınladığı Kral I. Charles’in mahkemesi tarafından da çok iyi bilinmektedir. İdare edilenlerin şüphe götürmeyen haklarını ve majestelerinin hukuki haklarını savunmak, halkı idareden soğutmak olarak adlandırıldı ve isyana teşvikten cezaya tabi tutuldu. Ayrıca, insanların evlerinde dinden bahsetmeleri yasaklandı. Papazlarla bakanlar tiranlık oluşturmak için bir araya gelerek gerçeği ve hukuku baskı altına aldılar. Kral James, Katolik kilisesindeki ekmek ve şarabın takdisi ayinine gittiğinde insanlar para cezasına çarptırıldılar, hapsedildiler ve O’nun bir Katolik olduğu söylenerek, perişan edildiler. Hakkında hain olduğunun ilan edildiği bir parlamento kararının bulunduğu Kral II. Charles daha sıkı bir Katolik olarak yaşamıştır.
İnsanların kendi yöneticilerinden iyi bir şekilde bahsetmeleri gerektiği doğrudur ve yöneticiler haklarında iyi şeyler konuşmayı da hak edebilirler; ancak, insanları dinlemeksizin onları zararlı ilan etmek, yalnızca tiranlığın imtiyazı ve ona uygun bir şey olabilir. Özgür bir insan ifade özgürlüğünü kullanarak bunun böyle olduğunu gösterecektir.
John Trenchard ve Thomas Gordon, İfade Özgürlüğü Üzerine, 1720
http://www.constitution.org/ cl/cato_015.htm
Bu kutsal hak, özgür bir yönetim için elzemdir. Mülkiyetin güvenliği ve ifade özgürlüğü her zaman birlikte yer alır. İnsanlar, kendi isteklerini kendi dilleriyle talep edemedikleri sefil ülkelerde kendilerine ait başka hiçbir şeyi de talep edemezler. Ulusun özgürlüğünü kim ortadan kaldırmayı arzu ederse halkların özgürlüğü için en korkunç şey olan ifade özgürlüğünü baskı altında tutmakla, işe başlar.
Bu durum, parlamento hakkında konuşmayı yasaklamak için her iki özgürlüğü de bir kenara iten bir bildiriyi aşağılık bakanının yayınladığı Kral I. Charles’in mahkemesi tarafından da çok iyi bilinmektedir. İdare edilenlerin şüphe götürmeyen haklarını ve majestelerinin hukuki haklarını savunmak, halkı idareden soğutmak olarak adlandırıldı ve isyana teşvikten cezaya tabi tutuldu. Ayrıca, insanların evlerinde dinden bahsetmeleri yasaklandı. Papazlarla bakanlar tiranlık oluşturmak için bir araya gelerek gerçeği ve hukuku baskı altına aldılar. Kral James, Katolik kilisesindeki ekmek ve şarabın takdisi ayinine gittiğinde insanlar para cezasına çarptırıldılar, hapsedildiler ve O’nun bir Katolik olduğu söylenerek, perişan edildiler. Hakkında hain olduğunun ilan edildiği bir parlamento kararının bulunduğu Kral II. Charles daha sıkı bir Katolik olarak yaşamıştır.
İnsanların kendi yöneticilerinden iyi bir şekilde bahsetmeleri gerektiği doğrudur ve yöneticiler haklarında iyi şeyler konuşmayı da hak edebilirler; ancak, insanları dinlemeksizin onları zararlı ilan etmek, yalnızca tiranlığın imtiyazı ve ona uygun bir şey olabilir. Özgür bir insan ifade özgürlüğünü kullanarak bunun böyle olduğunu gösterecektir.
John Trenchard ve Thomas Gordon, İfade Özgürlüğü Üzerine, 1720
http://www.constitution.org/
Etiketler:
John Trenchard ve Thomas Gordon,
zz İfade Özgürlüğü
22 Kasım 2013 Cuma
In youth it is the outward aspect of things that most engages us; while in age, thought or reflection is the predominating quality of the mind. Hence, youth is the time for poetry, and age is more inclined to philosophy. In practical affairs it is the same: a man shapes his resolutions in youth more by the impression that the outward world makes upon him; whereas, when he is old, it is thought that determines his actions.
Schopenhauer
Etiketler:
Schopenhauer,
zz Bilgelik,
zz Gençlik,
zz Yaşlılık
10 Kasım 2013 Pazar
Experience by itself teaches nothing…Without theory, experience has no meaning. Without theory, one has no questions to ask. Hence without theory there is no learning.
W. Edwards Deming
Etiketler:
W. Edwards Deming,
zz Deneyim,
zz Düşünce,
zz Düşünme ve Zihin,
zz Teori
7 Kasım 2013 Perşembe
İnsanın davranışları üç temelden gelir, bu temellere dayanmaksızın üzerimizde etkili olabilecek bir güç düşünülemez. Bunların birincisi bencillik kendi iyiliğinden başka bir şey düşünmez ve sınırsızdır, ikincisi kötü ruhluluktur başkasının koyuluğunu ister gaddarlığa değin varabilir, üçüncüsüde acımadır. Acıma,başkasının iyiliğini istemektir ve iyilikseverliğe, ruh yücelgine değin ulaşabilir. İnsan davranışlarının hepsi, bu üç temelden birine yada aynı zamanda ikisine bağlanabilir.
Arthur Schopenhauer
Arthur Schopenhauer
3 Kasım 2013 Pazar
31 Ekim 2013 Perşembe
29 Ekim 2013 Salı
“Aim for success, not perfection. Never give up your right to be wrong, because then you will lose the ability to learn new things and move forward with your life. Remember that fear always lurks behind perfectionism.”
David M. Burns
David M. Burns
Etiketler:
David M. Burns,
zz Başarı,
zz Mükemmeliyetçilik
28 Ekim 2013 Pazartesi
25 Ekim 2013 Cuma
Ve siz şimdi kör bir öfkenin gücü ile savaşıyorsunuz. Aklın sesine değil, silah seslerine vermişsiniz kulaklarınızı, her şeyi kabartıp saplantılarınızın ardına düşmüşsünüz bütün inadınızla.
Albert Camus, Denemeler
Albert Camus, Denemeler
Etiketler:
Albert Camus,
zz Devrim,
zz Marksizm,
zz Şiddet
24 Ekim 2013 Perşembe
20 Ekim 2013 Pazar
16 Ekim 2013 Çarşamba
11 Ekim 2013 Cuma
23 Eylül 2013 Pazartesi
22 Eylül 2013 Pazar
15 Eylül 2013 Pazar
Mutluluğa
mücadele ederek ulaşabilir misiniz? Dile kolay gelmese de en büyük sır
budur. Mutluluğu birkaç basit sözcüğe sığdırabilirim ama sadece beni
dinleyip , duygularınızı tekrar etmekle mutlu olamazsınız. Mutluluk
tuhaftır; onu aramadığınızda gelir.
Mutlu olmak için çaba
harcamadığınızda, saflıktan ve yaşamın güzelliğinden doğan mutluluk
beklenmedik ve gizemli bir biçimde birden beliriverir. Ama bu bir
topluluğa katılmayı ya da biri olmaya çalışmayı değil, yüksek düzeyde
bir kavrayışı gerektirir. Hakikat, kalbiniz ve zihniniz tüm uğraşlardan
temizlendiğinde ve artık biri olmaya çalışmadığınızda ortaya çıkar.
Zihniniz sakin olduğunda, gerçekleşen her şeye kulak verdiğinizde
meydana çıkar. Bu sözcükleri dinleyebilirsiniz fakat mutluluğun
gerçekleşmesi için öğrenmeniz gereken, zihninizi tüm korkulardan
arındırmaktır.
Bir şeyden ya da birilerinden korktuğunuz sürece
mutlu olamazsınız. Anne babanızdan, öğretmenlerinizden, sınavları
geçmekten, ilerlemekten, efendinizden,
hakikate yaklaşamamaktan, onaylanmamaktan, sırtınızın sıvazlanmamasından
korktuğunuz sürece mutlu olamazsınız.
Hiçbir şeyden
korkmazsanız, bir sabah uyandığınızda ya da yalnız başınıza yürürken,
birden tuhaf bir şeyler olduğunu görürsünüz; aşk, hakikat, mutluluk
denen şey davet edilmeden, çağrılmadan, aranmadan birden karşınıza
çıkar.
Gençken doğru biçimde eğitilmeniz bunun için çok
önemlidir. Şu an eğitim dediğimiz şey, eğitim falan değildir, çünkü
kimse size bunlardan bahsetmez. Öğretmenleriniz sizi sınavları geçmeniz
için hazırlar fakat size en önemli şeyden, yaşamdan bahsetmezler; çünkü
çok az kimse nasıl yaşayacağını bilir.
Çoğumuz yalnızca hayatta
kalır, bir biçimde sürükleniriz. Bu yüzden de yaşam korkunç bir şey
haline gelir. Gerçekten yaşamak, büyük bir sevgi, derin bir sessizlik ve
saflığın yanı sıra deneyim zenginliği de gerektirir. Açık bir biçimde
düşünebilen, önyargılar, hurafeler, umut ya da korkularla
sınırlandırılmamış bir zihin gerektirir. Tüm bunlar yaşamın kendisidir
ve yaşamak için eğitilmiyorsanız, eğitimin hiçbir anlamı yoktur.
Düzenli, terbiyeli olmayı öğrenebilir ve tüm sınavlarınızı
geçebilirsiniz; fakat toplum yapısal anlamda parçalanırken bu yüzeysel
şeylere birincil önem atfetmek, tıpkı ev yaparken tırnaklarınızı
temizleyip cilalamaya benzer. Görüyorsunuz, hiç kimse sizinle tüm bunlar
hakkında konuşmuyor, hiç kimse sizinle bunların üstüne gitmiyor.
Matematik, tarih, coğrafya gibi belli konuları çalışmak için günlerinizi
harcarken, bu derin konuları konuşmak için de zaman ayırmanız gerekir.
Bu, yaşamı zengin kılmak için gereklidir.
Krishnamurti, Mutluluk Üzerine
Etiketler:
Krishnamurti,
zz Düşünme ve Zihin,
zz Eğitim,
zz Mutluluk
11 Eylül 2013 Çarşamba
5 Eylül 2013 Perşembe
4 Eylül 2013 Çarşamba
Wilcox’a göre ‘aşırılık yanlısı’ kişi ya da gruplar şunları yapma eğiliminde olur:
1 -Kişilik katliamı: Rakibinin söylediklerinden çok onun kişiliğine, görünüşüne, değerlerine saldırır, aynısı kendisine yapıldığında ortalığı ayağa kaldırır.
2 - İsim takar, ekiketler: Amaç dikkatleri, rakiplerinin söylemlerinden dağıtmak, yeni rakipleri yıldırmaktır.
3 -Topyekûn genellemeler yapar: Rakiplerinin arasındaki her benzerlik, onların aynı olduğunu gösterir, kanıt gerekmez.
4 -İddiasına kanıt gerekmez: İddiayı doğruladığı müddetçe duyumlar yeterlidir. Olgulardan çok duygularıyla hareket eder.
5- Çifte standartlıdır: Kendilerinin niyeti, başkalarının yaptıkları önemlidir. Onların söylediğine inanılması, başkalarınınkinin ispatlanması gerekir.
6 -Muhalifler ve eleştirenler kötüdür: Muhalifler farklı düşündükleri, belki yanıldıkları için değil, kötü, ahlaksız, vb oldukları için eleştirirler.
7- Dünyaya ‘manik’ bakış: “Benden yana değilsen, bana karşısın”, ortası olamaz.
8- Muhaliflere belli bir sansür/kontrol mübahtır: Buna muhalif/eleştirel görüşlerin medya erişimini engelleme çabası dahildir. Aşırılık yanlıları yalnız kendi sesleri duyulsun ister.
9- Kendilerini düşmanlarıyla tanımlar: Düşmanlarıysa çoğu zaman olduklarından daha kötü ve güçlüdür.
10- Tartışırken gözdağı verir: Görüşlerine katılmamak, şeytanla işbirliği ya da en azından düşmana yardım ve yataklık sayılır.
11- Slogan, kilit sözcükler ve basma kalıp ifadeler kullanır: Amaç, tartışmanın soruna yol açacak olgular ve karşı görüşlere dökülmesini önlemektir.
12 -Ahlaken diğerlerinden üstün olduğunu varsayar: Neticede kim dünyayı kurtaracak birine karşı çıkacak kadar duyarsız kişilerle muhatap olmak ister.
13- Kaybederse kıyamet kopar: Eğer onların dediği yapılmazsa felaketler bitbirini izler.
14- Amaç hayırlıysa, küçük kötülüklerden zarar gelmez: Amaç büyük kötülüğün yok edilmesiyse, aşırılık yanlısı amaca giden her yolu meşru sayar.
15- Akıl yürütmenin yerini giderek duygusal tepkilerin alması: Etkin ‘aşırılık yanlıları’ aynı zamanda etkin propaganda ustalarıdır.
16 -Aşırı hassas ve alıngandırlar: Sıradan yorumlar ve masum tepkilerin arkasında ‘gizli’ yıkıcılık, ihanet, sapkınlık vs görürler; güvenmemek esastır.
17- İnanç ve eylemlerinin ilahi izahı olabilir: İnsanların çoğu, ‘dinî inançlarını’ vazettiği için, din kisvesine bürünmüş ‘aşırılık yanlılarına’ karşı durmaktan çekinir.
18- Belirsizlik ve muğlaklığı sorun eder: Aşırılık yanlılarının sorunlara ‘tek’ ve ‘kesin’ çözümü vardır. Ötekileri hizaya getirmek için daha çok kanun ve kurala başvurulabilir.
19 -‘Grup düşüncesine’ eğilimlidir: Ötekilerle değil, birbirleriyle konuştukça gerçeklere göre ahlaki muhakemeden çok, ahlaki üstünlük ve yanılmazlık duygusu güçlenir.
20- Düşmanlıkları kişiselleştirir: Rakiplerin başına kötü işlerin gelmesi, hastalık geçirmeleri, yasal sorunları, hatta ölmeleri, aşırılık yanlılarını sevindirir; ‘hak etmişlerdir’.
21 -Kazanan kendileri olmadıkça sistem kötüdür: Seçimler onlar kaybetmişse ‘hilelidir’, kamuoyu aleyhlerine dönmüşse ‘beyinleri yıkanmıştır’; sistemin doğruluğu ya da yanlışlığı onlar üzerindeki etkisine bağlıdır.
1 -Kişilik katliamı: Rakibinin söylediklerinden çok onun kişiliğine, görünüşüne, değerlerine saldırır, aynısı kendisine yapıldığında ortalığı ayağa kaldırır.
2 - İsim takar, ekiketler: Amaç dikkatleri, rakiplerinin söylemlerinden dağıtmak, yeni rakipleri yıldırmaktır.
3 -Topyekûn genellemeler yapar: Rakiplerinin arasındaki her benzerlik, onların aynı olduğunu gösterir, kanıt gerekmez.
4 -İddiasına kanıt gerekmez: İddiayı doğruladığı müddetçe duyumlar yeterlidir. Olgulardan çok duygularıyla hareket eder.
5- Çifte standartlıdır: Kendilerinin niyeti, başkalarının yaptıkları önemlidir. Onların söylediğine inanılması, başkalarınınkinin ispatlanması gerekir.
6 -Muhalifler ve eleştirenler kötüdür: Muhalifler farklı düşündükleri, belki yanıldıkları için değil, kötü, ahlaksız, vb oldukları için eleştirirler.
7- Dünyaya ‘manik’ bakış: “Benden yana değilsen, bana karşısın”, ortası olamaz.
8- Muhaliflere belli bir sansür/kontrol mübahtır: Buna muhalif/eleştirel görüşlerin medya erişimini engelleme çabası dahildir. Aşırılık yanlıları yalnız kendi sesleri duyulsun ister.
9- Kendilerini düşmanlarıyla tanımlar: Düşmanlarıysa çoğu zaman olduklarından daha kötü ve güçlüdür.
10- Tartışırken gözdağı verir: Görüşlerine katılmamak, şeytanla işbirliği ya da en azından düşmana yardım ve yataklık sayılır.
11- Slogan, kilit sözcükler ve basma kalıp ifadeler kullanır: Amaç, tartışmanın soruna yol açacak olgular ve karşı görüşlere dökülmesini önlemektir.
12 -Ahlaken diğerlerinden üstün olduğunu varsayar: Neticede kim dünyayı kurtaracak birine karşı çıkacak kadar duyarsız kişilerle muhatap olmak ister.
13- Kaybederse kıyamet kopar: Eğer onların dediği yapılmazsa felaketler bitbirini izler.
14- Amaç hayırlıysa, küçük kötülüklerden zarar gelmez: Amaç büyük kötülüğün yok edilmesiyse, aşırılık yanlısı amaca giden her yolu meşru sayar.
15- Akıl yürütmenin yerini giderek duygusal tepkilerin alması: Etkin ‘aşırılık yanlıları’ aynı zamanda etkin propaganda ustalarıdır.
16 -Aşırı hassas ve alıngandırlar: Sıradan yorumlar ve masum tepkilerin arkasında ‘gizli’ yıkıcılık, ihanet, sapkınlık vs görürler; güvenmemek esastır.
17- İnanç ve eylemlerinin ilahi izahı olabilir: İnsanların çoğu, ‘dinî inançlarını’ vazettiği için, din kisvesine bürünmüş ‘aşırılık yanlılarına’ karşı durmaktan çekinir.
18- Belirsizlik ve muğlaklığı sorun eder: Aşırılık yanlılarının sorunlara ‘tek’ ve ‘kesin’ çözümü vardır. Ötekileri hizaya getirmek için daha çok kanun ve kurala başvurulabilir.
19 -‘Grup düşüncesine’ eğilimlidir: Ötekilerle değil, birbirleriyle konuştukça gerçeklere göre ahlaki muhakemeden çok, ahlaki üstünlük ve yanılmazlık duygusu güçlenir.
20- Düşmanlıkları kişiselleştirir: Rakiplerin başına kötü işlerin gelmesi, hastalık geçirmeleri, yasal sorunları, hatta ölmeleri, aşırılık yanlılarını sevindirir; ‘hak etmişlerdir’.
21 -Kazanan kendileri olmadıkça sistem kötüdür: Seçimler onlar kaybetmişse ‘hilelidir’, kamuoyu aleyhlerine dönmüşse ‘beyinleri yıkanmıştır’; sistemin doğruluğu ya da yanlışlığı onlar üzerindeki etkisine bağlıdır.
26 Ağustos 2013 Pazartesi
23 Ağustos 2013 Cuma
21 Ağustos 2013 Çarşamba
19 Ağustos 2013 Pazartesi
16 Ağustos 2013 Cuma
Hiç kimse , kendinden fazlasını göremez. Bununla demek istiyorum ki : Herkes başkasında , kendisi olabildiği kadarını görür , çünkü onu ancak kendi zekası ölçüsünde kavrayabilir ve anlayabilir. Bu zeka düşük türden ise , tüm zihinsel yetenekler , en büyükleri bile , onun üzerinde etkide bulunamayacaklar ve o da bu yeteneklerin sahibini algılayamayacak , sadece onun bireyselliğindeki en düşük olanları , yalnızca kendisiyle ortak zayıflıklarını , mizaç ve karakter eksikliklerini algılayacaktır. Kendisi için o kişi , bunlardan ibaret olacaktır. Aynı adamın daha yüksek zihinsel yetenekleri , onun gözünde , bir körün gözünde renklerin olabileceği kadar vardırlar. Çünkü , zihin sahibi olmayanın gözüne hiçbir zihin görünmez. İnsanın , her konuştuğu kişinin düzeyine inmesinin , daha önceki her üstünlüğünün ortadan kalkmasının ve hatta bunun için gerekli yadsımanın bile farkında olmamasının nedeni budur. İnsanların çoğunun düpedüz düşük zekalı ve düşük yetenekli , yani kesinlikle seviyesiz olduğunu düşündüğünde , insan kendisi de zaman içinde ( elektiriğin dağıtıma benzer şekilde) , seviyeyi düşürmeden onlarla konuşmanın olanaksız olduğunu görecektir ve o zaman " seviye düşürmek" deyiminin asıl anlamı ve isabetliliğini iyice anlayacaktır. Salaklara ve delilere karşı , aklını kullanmaktan başka bir yolu olmadığını , bunun da onlarla konuşmamak olduğu görülecektir. İşte o zaman , kimi insanlar toplumun içinde , bir baloya gelip de sırf kötürümlerle karşılaşan bir dansçının durumuna düşeceklerdir. Kiminle dans edebilirler ki?
Schopenhauer
Schopenhauer
15 Ağustos 2013 Perşembe
11 Ağustos 2013 Pazar
10 Ağustos 2013 Cumartesi
5 Ağustos 2013 Pazartesi
2 Ağustos 2013 Cuma
1 Ağustos 2013 Perşembe
31 Mayıs 2013 Cuma
Çünkü sözler yerine kaba kuvvet kullanılabilse de kelimeler kudretini hep koruyacaktır. Kelimeler anlama ulaşmanın yollarını ve dinleyenlere hakikatın telaffuzu gösterir.
V for Vendetta (2006)
V for Vendetta (2006)
Etiketler:
zz Düşünme ve Zihin,
zz İletişim,
zz Konuşma ve Yazma,
zz Totalitarizm
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)